Beytlehem-Yıldızlarda Olan Tanrı’nın İzleri

Beytlehem yıldızı – Yıldızlarda olan Tanrı’nın İzleri

Bu dünyada yalnız 34 yıl yaşamış olan Hz. İsa’nın hayatında inanılmaz gizemli hikayeler var. O’nun olağanüstü doğumu, O’nun gerçekleştirdiği harikulade mucizeler, bunların sonunda aldığı akıl almaz trajik ölümü ve O’nun havarilerinin ölüm pahasına iddia ettiği diriliş gizemi. Bu tip gizemlerden en ilginç olanlardan birisi ise O’nun doğduğu zaman gökyüzünden görünen parlayan yıldız yani Beytlehem Yıldız’ı ile ilgili hikayedir.
İncil’in Matta 2. bölümünde yılız bilimcilerin doğuda Yahudilerin kralı olacak birinin yıldızını görüp Kudüs’e kadar geldiğini sonra o yıldızın yönlendirişi ile Beytlehem’e kadar gittiğini sonra o yıldızın yeni doğmuş Hz. İsa’nın bulunduğu yerin üzerinde durduğunu söylüyor.

Beytlehem Yıldızı’nı bilimsel olarak kanıtlamak mümkün mü?

Eski zamanlarda bilimin fazla gelişmediği dönemler de bunu kanıtlamak mümkün değildi. Ama şimdi mümkündür. 17. yüzyılda Yohanes Kepler adlı astronom çok önemli bir buluş yaptı. Gezegenlerin ve yıldızların her zaman düzenli bir şekilde tam da aynı yörüngenin üzerinde hareket etmekte olduğunu ispat etti. Bu meşhur Kepler’in birinci kuralıdır. Gezegenlerin ve yıldızların net yörüngelerini çıkarırsak, geçmiş veya gelecekteki herhangi bir yerde ve zamanda gökteki yıldızların konumunu net olarak çıkartabilmek anlamına gelmektedir. GPS(Global positioning System) yani küresel konumlandırma sisteminin temel teorisi Kepler’in kuralına dayanarak yapılmıştır. Kepler’in bu harika buluşu sayesinde denizciler yıldızların yönüne ve yüksekliğine bakarak kendilerinin nerede olduğunu tespit edebilirler. Böylece denizciler hangi yöne doğru gitmeleri gerektiğini çıkararak, büyük okyanusu herhangi bir elektronik cihaz kullanmadan geçebilirler. Yıldızların ve gezegenlerin hareketi ile ilgili çok önemli olan bu bulguyu ilk keşfeden Kepler idi. Hristiyan olan Kepler, Matta ikinci bölümde olan Beytlehem Yıldızı’nı bulmak için çok çabaladı. Ama bulamadı. Çünkü o Hz. İsa’nın doğduğu yılı M.Ö 6.yıl olarak hesapladı. 17. yüzyıl Polonya’nın tarihçisi Laurentius Suslyga, Kral Herot’un ölüm yılını M.Ö. 4 yıl olarak hesapladı. Bunu kabul eden Kepler, Hz. İsa’nın doğumunu Kral Herot’un ölümünden 1-2 yıl daha erkenden olduğu için Hz. İsa’nın doğum yılını M.Ö 6 yılı olarak hesapladı. Ama ne yazık ki o yıldan bir yıl ileri geri ne kadar incelese de her hangi bir özel belirti bulamadı.

Hz. İsa’nın gerçek doğum yılı ne zamandı?

İncil Matta’ya göre

Beytlehem Yıldızı’nın gerçekliğini tartışmadan önce tarihsel olarak Hz. İsa’nın doğduğu yılı tarihsel olarak doğru tespit etmek çok önemli. Bununla ilgili en önemli kaynaklardan biri İncil’dir. İncil’in Matta 2. Bölümü ve Luka 2. bölümü çok önemli ipuçları vermektedir. Matta 2. Bölüme göre Hz. İsa’nın Kral Hirodes’in Yahudiye’nin kralı olduğu dönemde doğduğunu ve Hirodes’in ölümünden sonra Hz. İsa’nın Celile bölgesine yerleştiğini söylemektedir. Dolaysıyla Hz. İsa’nın doğduğu yılın tespiti için önce kral Hirodes’in ölüm yılı ile ilgili tarihsel kanıt bulmak gerekiyor.

Josephus’un ‘Yahudilerin Eski Tarihii’ kitabınna göre

Roma’nın ünlü tarihçisi Flavius Josephus ‘Yahudilerin Eski Tarihii’ kitabında Hirodes’in ölümü ile ilgili net bir tarih söylemeden yalnız ay tutulmasından sonra hastalanıp çok acı çekerek Yahudilerin Fısıh bayramında öldüğünü yazdı. Net bir tarih olmadığı için tarihçiler Orta-Doğu’da Fısıh bayramından önce gerçekleştirildiği ayın tutulduğu tarihlerden M.Ö. 4. yıl 13 Mart olanı tercih ettiler. Sebebi ise Kral Hirodes’in oğlu Herot Antipas’ın M.Ö.4 yılına ait madeni para bulunmasıdır. Ama Herod Antipas’ın Kral Hirodes’in ölümünden sonra Celile bölgesine hüküm etmeye başladığı net tarihsel kanıt bulunmamaktadır. Tersine Kral Hirodes’in birinci eşi olan Doris’den doğan Antipatrus’un, Kral Hirodes ölmeden önce birlikte Yahidiye’yi hükmettiğini Josephus bahsetmektedir. Kral Hirodes’in kardeşi olduğu halde Antipatrus tarafından öldürülen Celile bölgesinin kralı Pheroras’ında, sonra tahta geçen Antipas da Kral Hirodes hayatta iken Celile bölgesine hükmetmeye başlamıştılar. Dolaysıyla oğulların tahta geçtiği yılara göre Kral Hirodes’in ölüm yılını belirlemek tarihsel bir hatadır.

Tekrar başa dönerek Hirodes’in öldüğü yılın gerçekleştiği ay tutulmasına bakalım.

Ayın tutulduğu TarihFısıh bayramı
M.Ö. 4. yıl 13 Mart(Yarı ay tutulması %35)10 Nisan
M.Ö. 2. yıl 16 Ocak(Yarı ay tutulması)18 Mart
M.Ö. 1. yıl 9-10 Ocak(tam ay tutulması)6 Nisan
M.S. 1.yıl 28 Aralık(Yarı ay tutulması)

Josephus’un bahsettiği ay tutulmasının M.Ö. 4. yıl 13 Mart’ta gerçekleşen olay olmadığına dair birçok kanıt var. Birinci olarak o gün gerçekleşen ay tutulması yarısı bile olmayan %35 kısmi ay tutulması idi. Bir de o günkü ay tutulması güneş battıktan 6 saat sonra gerçekleşti. Josephus’un bahsettiği ay tutulmasının olduğu gün çok trajik bir olay yaşandı. O gün Kudüs’te olan tapınağın doğu kapısına yerleştirilmiş olan Roma’nın altın kartal heykeline Ferisi mezhebinden olan 2 Yahudi zarar verdi diye Kral Hirodes onları yakalatıp diri diri yakmış. Sonra güneş batımından fazla zaman geçmeden ay tutulmasının geçekleştiğini ve o olaydan sonra kral Hirodes’in hastalanıp onun midesinde kurtlanma başladığından bahsetmektedir. Dolaysı ile 6 saat sonra gerçekleşen M.Ö. 4. yıl 13 Mart’ta olan değil güneş battıktan 20 dakika sonra gerçekleşen M.S. 1.yıl 28 Aralık’takinin olma olasılığı yüksektir. Bir de M.Ö. 4. yıl 13 Mart’ta olan ise ay tutulmasından 28 gün sonra Fısıh bayram başlıyor. Kral Hrodes’in hastalanıp ölünceye kadar yapması gereken o kadar çok iş var ki! O işleri 28 güne sığdırmak çok zor görünüyor. Kral Hirodes hastalanıp durumu ağırlaşınca 50 km uzakta olan kaplıcaya gidip tedaviye başladığını sonra durumu iyileşilmeyince geri döndüğünü sonra Roma’dan Yahudiye’ye suçlu olarak dönen kendi oğlu Antipatrus’un idamını geçekleştikten 5 gün sonra öldüğü bahsedilmekte. Fiziki olarak hasta olan kişinin bu zor süreci 28 günde bitirmesi çok zor görükmektedir.

Hz. İsa’nın M.Ö. 2-3 arasında doğduğuna dair tarihsel bir kanıt

Eğer Josepus’un bahsettiği ay tutulması M.S. 1.yıl 28 Aralık’taki ise M.S. 1.yılda Kral Hirodes’in öldüğünü ve dolaysı ile Hz. İsa’nın M.Ö. 2-3 yılında doğduğu söylebiliriz. Öyleyse o yıl Hz. İsa’nın doğduğuna dair başka tarihsel kanıtlar bulabilir miyiz?

İncil Luka’ya göre

İncil Luka 2. Bölümünde Hz. İsa’nın doğumu ile ilgili şöyle yazılmaktadır. “O günlerde Sezar Avgustus bütün Roma dünyasında bir nüfus sayımının yapılması için buyruk çıkardı. Bu ilk sayım, Kirinius’un Suriye valiliği zamanında yapıldı. Herkes yazılmak için kendi kentine gitti.” (İncil Luka 2 :1 -3)
Roma imparator Sezar Avgustus M.Ö. 30 yılından M.S. 14 yılına kadar hükmetti. O’nun döneminde bütün Roma dünyasında 3 kere (M.Ö 27, M.Ö 8 ve M.S. 8 yılında) nüfus sayımın yapılması için buyruk verildiği tarih kitabında yazılıdır. Ama Yahudiye bölgesinde ne zaman ve kimin tarafından gerçekleştiğine dair tarihsel kanıt bulmak hiç de kolay değil. Bir de Hz. İsa’nın doğduğu yıllarda M.Ö. 4- 1 arasında kimin Suriye valisi olduğu bile tarih kitabında net yazılmamaktadır. Buna baktığımız zaman Luka 2. Bölümde sayımı gerçekleştiren Kirinius’u Suriye valisi olarak gösterilmesi bir hata olarak görünebilir. Ama asıl Yunanca metinde vali anlamına gelen “Legate” kelimesi yerine “Hegemon” anlamına gelen “governor” Türkçe olarak “üst idareci” kelimesi kullanılmaktadır.

Josephus ‘Yahudilerin Eski Tarihi’ kitabında Kral Hirodes’in ölüme yakın son döneminde Saturninus ve Bolumnius’un birlikte Suriye valisi görevini sürdürdüğünden bahsetti. Resmi olarak Suriye’nin valisi olmadığı dönemde Kirinius’un o bölgede çok etkin biri olduğunu Josephus şöyle açıkladı “İmparator Avgustus’un evlat edindiği Gaius ve Lugius’u M.S. 1.yıl Suriye valisi olarak atarken Kirinius’u bu iki geleceğin Roma imparatorunu özel eğitmen olarak atadığından” bahsetmektedir. Kirinius ne yaptı ki Gaius ve Lugius’un öğretmeni olarak atanabildi? Kirinius’un, M.Ö 4-1 kaos döneminde Suriye’de ne yaptığına dair Roma tarih kitabında net kanıt bulmak zor. Ama kesin olan o dönemde İmparator Avgustus’un tam güvenini kazandığını, birde Suriye bölgesinde çok etkin biri olduğu tahmin edebiliriz.
Bununla ilgi kuzey Afrika’nın Latin Kilise babalarından biri olan Tertulianus Roma’nın resmi belgelerini sunarak özellikle Avgustus’un emri ile Hz. İsa’nın doğduğu yıllarda Saturninus tarafından Yahudiye bölgesinde sık sık sayımın yapıldığını, birde Anadolu’nun Asya bölgesinin kilise babalarından biri olan Justino kendisinin yazdığı ‘Apoloj’ kitabında Kirinius’un Hz. İsa’nın doğduğu yılarda Yahudiye bölgesinin ilk governor(epipropos) olduğu bahsedilmektedir. Sonuç olarak İncil Luka bölümünde Hz. İsa’nın doğumu ile ilgili yazıların tarihsel delillerle örtüştüğünü anlayabiliriz.

Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği yıla göre

İncil Matta, Markos, Luka ve Yuhanna’e göre Hz. İsa 14 Nisan(Yahudilerin takvime göre) Perşembe gecesi son akşam yemeğini yedikten sonra Getsemani bahçesinde tutuklanıp sabah 9’ta çarmıha gerilip öğleden sonra saat 3’te son nefesini verdiğini yazmakta. Ve Cuma aksam 15 Nisan olup iki gün sonra Pazar günü sabah Hz. İsa’nın ölümden dirildiğinden bahsetmektedir. Sıra şöyle oluyor:

Not: Yahudi takviminde gün, güneş battıktan sonra değişiyordu.

Perşembe akşam – 14 Nisan (Son akşam yemeği)
Cuma öğleden sonra – 14 Nisan (Çarmıha gerilmek)
Cuma akşam – 15 Nisan (Şabat günü)
Cumartesi Öğleden sonra – 15 Nisan (Şabat günü)
Cumartesi akşam -16 Nisan(Pazar günü)
Pazar sabah – 16 Nisan(Pazar Diriliş günü)

Dolaysıyla Hz. İsa’nın çarmıhta öldüğü günün Yahudiler’in takvimine göre 14 Nisan olduğu ve o günün Perşembe’ye denk gelen yılını bulursak, Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği yılı tam tespit edebiliriz. Aşağıdaki listeye bakın.

19 Mart 26 M.S. Perşembe – 14 Nisan
6 Nisan 27 M.S. Salı – 14 Nisan
26 Mart 28 M.S. Pazar – 14 Nisan
13 Nisan 29 M.S. Cuma – 14 Nisan
2 Nisan 30 M.S. Salı – 14 Nisan
23 Mart 31 M.S. Pazar – 14 Nisan
11 Nisan 32 M.S. Pazar – 14 Nisan
31 Mart 33 M.S. Perşembe – 14 Nisan
19 Mart 34 M.S. Pazar – 14 Nisan

Bu listeye göre Hz İsa’nın çarmıha gerildiği günün perşembeye denk gelen 31 Mart 33 M.S. veya 19 Mart 26 M.S. olabilir. İncil’e göre Hz. İsa’nın 30 yasındayken hizmete başladığını ve ondan üç buçuk yıl sonra çarmıha gerildiğini bildiğimize göre öldüğü yıldan 34 yıl önce doğmuş olmalı. 33 yılında öldümüş ise M.Ö.2 yıl oluyor. Çünkü M.Ö.1 yılından direkt M.S. 1 yılına geçtiği için. Eğer 26 yılı ise M.Ö. 9 yılına denk geliyor. Hz. İsa’nın doğduğu yılın kral Hirodes’in ölümüne yakın olması gerektiğini düşünürsek M.Ö. 2 yıl olması gerekiyor.

Vaftizci Yahya’nın Hizmete başladığı yıla göre

İncil Luka 3. Bölüm söyle yazılmıştır. ‘Sezar Tiberius’un egemenliğinin on beşinci yılıydı. Yahudiye’de Pontius Pilatus valilik yapıyordu. Celile’yi Hirodes, İtureya ve Trahonitis bölgesini Hirodes’in kardeşi Filipus, Avilini’yi Lisanias yönetiyordu. Hanan ile Kayafa başkâhinlik ediyorlardı. Bu sırada Tanrı çölde bulunan Zekeriya oğlu Yahya’ya seslendi.’ Roma İmparator Tiberius M.S. 14 yılında tahta geçtiği için Vaftizci Yahya’nın hizmete başladığı yıl Tiberius 15. yıl olduğuna göre M.S. 29 yılında(30 yaşında) Vaftizci Yahya’nın hizmete başladığına göre onun doğumu M.Ö. 2 yılına dek gelmektedir. Hz. İsa, Vaftizci Yahya’dan 6 ay geç doğduğuna göre M.Ö. 2 yada 1’e denk gelmektedir.
Tüm bu bilgilerle Hz.İsa’nın M.Ö. 2 yılında doğduğunu gösteren tarihsel kanıtlarına ek olarak hem bilimsel hem de doğaüstü belirti olarak Beytlehem Yıldızı’nı gösterebiliriz.

Astrolojik mi, Astronomi mi?

Beylehem Yıldızı’yla ilgili detaylı olarak astronomik bir kanıt bulmaya başlamadan önce böyle bir çalışmanın astrolojik bir çalışma ile hiç alakası olmadığını söylemek istiyorum. Gazetelerin köşelerinde günlük siyaset ne kadar yoğun olursa olsun durmadan devamlı çıkan yazılar var. O da bugünkü burç ile ilgili yazıdır. Astrolojinin ne derece doğru yada yanlış olduğunu tartışmayacağız. Günlük olarak burcumla ilgilenmiyorum çünkü kadere inanmıyorum. Her insan ne ektiyse onu biçecektir. Rab Tanrı’nın, “senin kaderin bu” diye hayatımızı mahkûm etmeyeceğine inanıyorum. Öyle olsaydı, Rab Tanrı nasıl insanı yargılayabilir? O bizi özgür bıraktı. Ama şunu da düşünmeliyiz. 200 milyar galaksi ve onun kadar her galakside 200 milyar kadar yıldızı yaratan Tanrı, bize bu yıldızlar ve gezegenler aracılığı ile bir mesaj veremez mi? Yıldızların üzerinde Tanrı’nın izlerini bulamayacak mıyız? Kesinlikle hayır. “Gök kubbe ellerinin eserini duyurmakta. Gün güne söz söyler, Gece geceye bilgi verir. Ne söz geçer orada, ne de konuşma, Sesleri duyulmaz. Ama sesleri yeryüzünü dolaşır, Sözleri dünyanın dört bucağına ulaşır.” (Zebur 19.1-4) Rab Tanrı bize yalnız peygamberlerle değil, yıldızlar ve gezegenlerle de duyurmak istiyor sözünü. “Başınızı kaldırıp göklere bakın. Kim yarattı bütün bunları? Yıldızları sırayla görünür kılıyor, Her birini adıyla çağırıyor. Büyük kudreti, üstün gücü sayesinde hepsi yerli yerinde duruyor.”(Eski antlaşma Yeşaya 40:26) Büyük Ayı’yı, Oryon’u, Ülker’i, Güney takımyıldızlarını yaratan O’dur. (Eski antlaşma Eyup 9:9) Kutsal Kitap yıldız ve yıldız takımlarını yaratan ve onları adıyla çağıran Tanrı olduğunu söylüyor. Bizim aramakta olduğumuz, olayın bir astrolojik kanıt değil Mesih’in(Kurtarcı’nın) gelişini bildirmek için Tanrı’nın gökyüzünde gösterdiği kanıtı bulmaktır.

Yıldız bilimciler Babil’de nasıl bir işaret gördüler?

Yıldız bilimciler doğuda gökyüzünde nasıl bir işaret gördü ki o kadar emin olup daha önce hiç görmediği, duymadığı yeni doğan krala hediyeler vermek üzere hazırlayıp yola çıkabildiler? Acaba bu yılız birçok insanın hemen anlayabileceği nova(birden patlayan yıldız) veya kuyruklu yıldız veya kocaman göktaşı mıydı? Eğer herkesin görebileceği böyle bir şey olsaydı kral Hirodes’in bu yıldızla ilgili yıldız bilimcilere soru sorumasına gerek kalmazdı. Öyle ise yıldız bilimciler gibi uzmanların fark edebileceği bir şey olduğunu anlıyoruz. O zaman Kudüs’ün doğusundan geldiklerine göre o dönemin en büyük astronomi şehri olan Babil’den gelme olasılığı yüksek olduğunu tahmin edebiliriz. İncil Matta 2. Bölüm 2. Ayette yıldız bilimciler Kudüs’e kadar gelip şöyle sordular? “Yahudiler’in Kralı olarak doğan çocuk nerede?” Yıldız bilimciler böyle sorduklarına göre daha önce onların gördüğü yıldızın kralla derin ilişkilerinin olduğunu tahmin edebiliriz. Roma olsun Orta-doğu olsun kral olarak adlandrılan yıldız ise Aslan Takım Yıldızı’nda olan Regulus’tur. Arapça olarak “قلب الأسد”(kalbul eset) yani “Aslanın Kalbi” anlamını taşıyor ve Babil’de yaşayanlar ona “Shahru” yani “Kral olarak çağırır”dı. Gezegenlerden kral olarak çağırılan ise Jüpiter’dir. Dünyadan 11 kat büyük ve 100 kat ağır olduğu için kral gezegen olarak bilinmekteydi. Beytlehem Yıldızı’nı ‘starry night ‘ adlı astronomi yazılımının yardımı ile ilk keşfeden Rick Larson’du. M.Ö. 3. yılı 3 Eylül şimdiki Bağdat’ın 80km güneyinde olan Babil’de Kral Yıldızı Regulus’un yanında Jüpiter’in retrogard hareket yani üçlü bağlaç(triple conjuction) hareketi yaptığını fark etti. Shahru’nun çok yanından geçen Jüpiter geri dönüp tekrar Shahru’nun yanından geçtikten sonra tekrar geri dönüp Shahru’nun yakınından geçip yoluna devam etti. Bu tarih boyunca bir daha tekrarlanmayacak çok ilginç hareketti.

Jüpiter’in Retrograd hareketi(üçlü bağlaç hareket)

Yıldızların işaretinin Kutsal Kitap’taki yeri

Bunun ne anlamına geldiğini daha iyi anlamak için Tevrat’a bakmamız gerekiyor. Yahuda bir aslan yavrusudur. Oğlum benim! Avından dönüp yere çömelir, Aslan gibi, dişi bir aslan gibi yatarsın. Kim onu uyandırmaya cesaret edebilir? Sahibi gelene kadar Krallık asası Yahuda’nın elinden çıkmayacak. Yönetim hep onun soyunda kalacak, Uluslar onun sözünü dinleyecek. (Tevrat yaratılış 49:9,10) Bu Hz. Yakup’a tüm ulusları yönetecek olan kralların kralı yani Mesih’in Yahuda soyundan geleceğine dair verdiği Tanrı’nın vaadidir. Mesih’i aslan olarak simgelediğini O’nun elinde krallık asasının hiç çıkmayacağını vaat etmiştir.

Mesih’in doğuşu ile ilgili Tevrat’ın dışında İncil’in son kitapçığı olan Vahiy 12. Bölüm 1. ayette Hz. İsa’nın elçisi olan Yuhanna ilginç tanıklıkta bulundu. Gökte olağanüstü bir belirti, güneşe sarınmış bir kadın göründü. Ay ayaklarının altındaydı, başında on iki yıldızdan oluşan bir taç vardı. Kadın gebeydi.” Yıldız takımlardan bakire kadını simgeleyecek hangi yıldız takımı olabilir? Tabii ki Vergo adlı “Bakire” Yıldız Takımı’dır. Yukarda belirtildiği gibi Jüpiter’in aslanın ayağında krallık asasını işaretlediği gün elçi Yuhanna’nın vahiy bölümünde gördüğü gibi tıpa tıp aynı şekilde güneşe sarınmış bakirenin ayağında duran ay görünüyordu. Aşağıdaki resimdeki sahne gündüz olduğu için insan gözü ile Bakire Yılız Takımı görünemez ancak bilgisayar ortamında canlandırılabilecek bir olaydır. Öyle ise nasıl bugünden 1900 yıl önce yaşamış Yuhanna bunu görebildi? Bunu ancak o gün neler olduğunu bilen biri göstermiş olmalı. Tahmin ediyorum ki o gün İncil Luka 1. bölümünde bahsettiği melek Cebrail Meryem’e görünmüş olabilir.

Onun yanına giren melek, “Selam, ey Tanrı’nın lütfuna erişen kız! Rab seninledir” dedi. Söylenenlere çok şaşıran Meryem, bu selamın ne anlama gelebileceğini düşünmeye başladı. Ama melek ona, “Korkma Meryem” dedi, “Sen Tanrı’nın lütfuna eriştin. Bak, gebe kalıp bir oğul doğuracak, adını İsa koyacaksın. O büyük olacak, kendisine ‘Yüceler Yücesi’nin Oğlu’ denecek. Rab Tanrı O’na, atası Davut’un tahtını verecek. O da sonsuza dek Yakup’un soyu üzerinde egemenlik sürecek, egemenliğinin sonu gelmeyecektir. (İncil Luka1:28-33)

Beytlehem Yıldızı

Eğer o gün Meryem gebe kaldıysa 9 ay sonra göklerde nasıl bir olay olmuştur? M.Ö. 2. yıl Haziran ayında olağanüstü belirti yine göründü. En parlak Beytlehem Yıldızı göründü. Birçok medeniyette kadını simgeleyen Venüs geceleyin aydan sonra en parlak yıldızlardan daha parlak gezegendir. M.Ö. 2. yıl Haziran Babil’de tam Kudüs’ün üzerinde Venüs ve Jüpiter’in gökyüzünde tam birleştiği aşağıdaki resim gibi göründü. Bu Beytlehem Yıldızı o kadar parlaktı ki 3 yıldız bilimci Kral’ın doğuşu ile ilgili tam emin olup hiç görmemiş duymamış yeni doğan kralı görmek için her şeyi geriye bırakıp krala vermek üzere hediyeleri hazırlayıp yolculuğa çıkmıştır çünkü bu olaydan 9 ay önce kralların kralının geleceğine dair işaret görmüştür. Bu yüzden kral Hirodes’e gelen yıldız bilimciler şöyle dediler. Yahudiler’in Kralı olarak doğan çocuk nerede? Doğuda O’nun yıldızını gördük ve O’na tapınmaya geldik. (İncil Matta 2:2)

Tabi ki kendi soyundan yeni doğan bir çocuk yoksa bu soru kral Hirodes’i panikletmeye yetecek büyük bir olaydı. Hirodes alelacele din bilginlerini toplayıp Mesih’in nerede doğacağını sormuş. Onlarda Eski Antlaşma’da yazılan peygamberlerin kitabında şöyle yazıldığını anlattı. Ama sen, ey Beytlehem Efrata, Yahuda boyları arasında önemsiz olduğun halde,İsrail’i benim adıma yönetecek olan senden çıkacak. Onun kökeni öncesizliğe, zamanın başlangıcına dayanır. (Eski antlaşma Mika 5:2) Tarihin başlangıcından önce var olan Mesih’in Beytlehem kentinde doğacağını M.Ö. 700 yılında Peygamber Mika aracılığı ile söylenmiştir.

Yıldız nasıl yol gösterir?

Hirodes’le görüştükten sonra yıldız bilimciler tekrar tüm sırları anahtar gezegen olan Jüpiter’i Kudüs’ün güneyinde parladığını görür. Aşağıdaki resimde M.Ö. 2. yıl Kasım sabah 7’de Kudüs’ün güneyinde parladığını tespit etti.  Beytlehem Kudüs’ün güneyinden 8 km uzaklıktadır.

Yıldız nasıl gökyüzünde durur?

Bundan sonrası en zor kısım başlıyor. Yıldızbilimciler, kralı dinledikten sonra yola çıktılar. Doğuda görmüş oldukları yıldız onlara yol gösteriyordu, çocuğun bulunduğu yerin üzerine varınca durdu. Yıldızı gördüklerinde olağanüstü bir sevinç duydular. (İncil Matta 2:9,10) Bir yıldız nasıl sabit durabilir? Bu kesinlikle fiziki kurallara aykırı bir olay gibi görünüyor. Bunu ancak daha önce Jüpiter’in Retrogard Hareketi yani üçlü bağlaç hareketi açıklayabilir. Aşağıdaki resimdeki gibi M.Ö. 2. yıl 25 Aralık’ta Jüpiter’in üçlü bağlaç hareketi yaparak sabit yıldızın üzerinde durulduğu görülmektedir. İki ışığın birleşimi ile çok parlak görülmüş olmalı.

Yıldız bilimciler ne kadar mutlu olmuş olmalı! İncil olağanüstü sevinç içinde olduklarını söylemekte. İlkin kral yıldız Shahru’nun( Regulus) etrafına üçlü bağlaç hareketi yapan Jüpiter’i keşfettikten sonra 1 yıldan fazla süren heyecan dolu bir yolculuğun sonunda nihayet kralların kralı olan Mesih’e kavuşmuş olan yıldız bilimcilerin hissettiği coşkuyu kelimelerle anlatmak çok zor olabilir.

Yıldızların yazdığı destan bize ne anlatıyor?

Bu olup bitenleri okuyan sayın okuyuculara bir soru sorumak istiyorum. Doğacak olan çocuk kim ki Shahru(Regulus), Jüpiter, Venüs, ay ve güneş vb. birçok gökcismi sanki gökyüzünde bir destan yazsın? Neden? Neden binlerce yıl önce Hz. Adem’den başlayarak İbrahim, Yakup Musa gibi birçok peygamber Mesih hakkında peygamberlik etti. Hatta doğacağı yeri bile söyledi.  Rab Tanrı göklerde ve Kutsal Kitap’ta kimsenin silemeyeceği derin izler bıraktı.  Çünkü tüm insan soyunun Mesih’e ihtiyaç vardır. Göklerde olan Tanrı’nın izlerine bakarak yaşam yolculuğuna çıkan üç yıldız bilimci gibi sizin de gerçek yaşamı keşfetmek için yolculuğa çıkmanızı ve sonunda olağanüstü, kimsenin çalamayacağı gerçek sevince kavuşmanızı yürekten diliyorum.

*Not: Bu yazılar Rick Larson’un “Star of Bethlehem” adlı seminerinden aldığı bilgiler doğrultusunda hazırlamıştır.